Öykü: Bedende Durmayan Ruh: Ayasofya'da
Uzun bir çalışmanın sonunda mesai bitimine çok az kaldı. Ofisteki herkes hazırlanmak için kıpırdanmaya başladı. Saat 16.45 olmuştu bile. Ofistekiler, bir an önce gitmek için sabırsızlanıyorlardı. Niye bu kadar hevesliler anlamıyorum, alt tarafı eve gidecekler. Yarın yine ayakları geriye giden iş yerlerine geleceklerdi. Bazıları, akşam dışarıda bir şeyler yapmayı planlıyor. Sinemaya yeni film gelmiş, sanki hiç film seyretmemiş gibi hevesliler. Boş işler! Saat 17.00 oldu. Birden herkes masalardan fırladı, sanki öğretmenleri sınıfa girmiş de ayağa kalkmış öğrenciler gibi ne bu acele. -Hayırdır Selim? Geceyi ofiste geçirmeyi mi düşünüyorsun, neden hala oturuyorsun? -Acelem yok ben de birazdan çıkacağım. -Peki o zaman yarın görüşürüz. -Görüşürüz. Yavaş adımlarla otoparka yürümeye başladım. Arabaya bindim, yan koltuğuma çantamı montumu koydum. Mesai daha yeni başlıyor! Başlasın trafik mesaisi. Gıdım gıdım ilerliyoruz ve yine dur kalk yapmaktan ayaklarım, bacaklarım u...